Yemekler, müzikler, kitaplar... yaşamı, yaşam yapan onca güzellik var ki... Aşk gibi tutkuyla bağlı olduğum hayatın içinde, edebiyatı ve şiiri de soluklamadan yaşayamayanlardanım. Özellikle, Fransız edebiyatı, içimde başka düğmelere basıyor ve kopup gidiyorum bambaşka diyarlara.
Kırmızı Özel Kitaplar Serisi’nin; Hasan Anamur ve Beki Haleva birlikteliği ile dilimize çevrilen, Charles Baudelaire’in “Paris Kasveti” adlı kitabı muhakkak okumanızı Tavsiye ediyorum dostlar.
Özellikle 1800 lü yılların fransızcasını ve edebiyatını severler için kaçırılmayacak bu serinin devamını da edinmenizi Tavsiye ederim.
Sarhoş Olun
Her an sarhoş olmalı insan. Her şey bunda: tek mesele bu. Omuzlarınızı çökerten ve sizi iki büklüm eden Zaman’ın korkunç yükünü hissetmemek için hiç ara vermeden sarhoş olmalısınız.
İyi de neyle? Şarapla, şiirle ya da erdemle, neyle isterseniz onunla. Yeter ki sarhoş olun.
Kimi gün de, eğer bir sarayın basamaklarında, bir hendeğin yeşil çimleri üstünde, odanızın hüzünlü yalnızlığında, sarhoşluğunuz azalmış ya da geçmiş olarak uyanırsanız, rüzgarlara, dalgalara, yıldızlara, kuşlara, saatlere, kaçan, inleyen, yuvarlanan, şarkı söyleyen, konuşan her şeye saatin kaç olduğunu sorun; rüzgarlar, dalgalar, yıldızlar, kuşlar, saatler size şöyle cevap verecektir: “Bu saat sarhoş olma saatidir! Zaman’ın acı çeken köleleri olmamak için durmaksızın sarhoş olun! Şarapla, şiirle, erdemle, neyle isterseniz onunla.”
İşte böyle dizelemiş Baudelaire. Haksız da değil kanımca :))) ne dersiniz?
Yapışıp yaşamın saçlarına, bırakmadan, inatla ve sevgiyle yürümenin cesareti yüreğinizden eksik olmasın.
Hoşlukla....
Notalarla ayrı bir akrabalığım var sanırım, müziksiz bir yaşam düşünemiyorum. Brenda Lee ile “All Alone Am I” adlı parçayı birlikte söylüyoruz. Ben mutfaktayım, Brenda'da cd de... arada tutuşup el ele şarkıyı birlikte mırıldanırken, mutfağın eşsiz güzelliği içinde yemeklerimi hazırlıyorum ve saksıda yetiştirdiğim fesleğenlerimden de koparmayı ihmal etmiyorum. Yorgo’ya yemek hazırlamak gerekli, yoksa almaz beni evde kalırım :)))) Ben evde kalmayayım, sizlerde Tavsiyesiz kalmayın olur mu? Hadi kolaylıklar....
6 dilim ince dövülmüş biftek
100 gr ceviz
200 gr keçi peyniri
2 çorba kaşığı dijon hardalı
4 diş ezilmiş sarımsak
½ demet taze fesleğen
¼ su bardağı zeytinyağı
1 çay kaşığı tuz / peynir tuzlu ise tuz kullanmayalım arkadaşlar
Taze çekilmiş karabiberi
2 çırpılmış yumurta
1 su bardağı galeta unu (İçine baharat atmanızı Tavsiye ederim. Canınız ne isterse)
Sevgili okur arkadaşlarım. Bu yemeğin hazırlığı bir gün önceden başlar. Yok öyle yağmacılık, uğraşın bakalım ev halkı için biraz. Sadece misafirlerimize mi güzel yemek yapacağız yani. Önce yaşamı paylaştıklarımız gelir düşüncesindeyim.
Biftekleri bir gün önce terbiye ediyoruz. Şöyle ki, et dilimlerimizi ½ su bardağı zeytinyağı, bir adet jiüyen doğranmış soğan, 2 diş ezilmiş sarımsak, bir çay kaşığı tuz, bir tatlı kaşığı toz şeker ve taze çekilmiş karabiberli karışım içinde bir gece üzeri hiç hava almayacak şekilde kapatılarak buzdolabında bekletiyoruz. Böylelikle etler yumuşayacak, baharatların tüm aramasını içine alacaktır. Hatta eğer isterseniz bu karışıma biraz taze kekik de ilave ederek yoğun, hoş kokulu bir et elde etmeniz olası.
Ceviz, keçi peyniri, hardal, sarımsak, taze fesleğen, zeytinyağı, tuz ve karabiberi robotta ezerek, yoğun bir karışım elde ediyoruz.
Hazırlamış olduğumuz karışımı, bir gün önceden terbiye ettiğimiz bifteklere bıçak yardımıyla kalın bir tabaka halinde sürüyor ve dolma şeklinde sararak, açılmalarını da engellenmek üzere bir kürdanla tutturuyoruz. Etlerimiz önce çırpılmış yumurtaya sonra, galeta ununa bulanarak, derin bir tavaya koyduğumuz sıvıyağı iyice ısıttıktan sonra, 2’şer adet olarak kızartıyor ve servis ediyoruz.
Etleri 2’şer adet halinde kızartma sebebimiz, yağın soğuyup, etlerin yağ çekmelerini önlemek için. Yok eğer sizler, fritöz kullanılıyorsanız etlerin 3’er adet olmak kaydı ile iki defa da kızartarak işi hızlandırabilirsiniz. Tabii bu arada, önceden kızarttığımız etlerin soğumasını engellemek için içini kaynar su dolu bir tencereye boş bir tencere koyarak, etleri de bu tencerede üzerini kapayarak sıcak olarak muhafaza etmeniz olası. Burada da dikkat etmemiz gereken nokta, etler uzun süre böyle ısı muhafazası ile kuruyabilirler aman dikkat arkadaşlar.
Eee, yemek yapmak gördüğünüz gibi zahmetli ve özen gerektiriyor. Ama, inanıyorum ki, sizler harikalar yaratıyorsunuz. Afiyetle dostlar :)))
Samsung şıklığa da teknoloji kadar önem verdiğini yeni cep telefonu L760'yı tüketicisiyle buluşturdu.
RDS destekli FM Radyosu, 2.0 megapiksel kamerası ve bunlara ek olarak mobil blog gibi multimedya özellikleriyle öne çıkan telefon 3G desteği ile tüketiciyi son teknolojiye hazırlamış gözüküyor.
L760, sahip olduğu gelişmiş ara yüzü ile YouTube gibi web sitelerine kolayca bağlanmanızı sağlıyor. Üstelik mobil blog özelliğiyle çektiğiniz resim ve videoları Youtube, FaceBook ve Flicker gibi web sitelerinde bulunan hesabınıza telefonunuz üzerinden kolayca yükleyebiliyorsunuz. L760, UMTS bağlantısı ile en hızlı canlı görüntüleri sunarken istediğiniz görüntüyü hızla izleme fırtsatı da sunuyor. Samsung severlere tavsiye ederim:))
Antalyadaki Olimposu hepimiz duymuşuzdur:) Ben en son Kadir'in evlerinde kaldım....Doğayla olan bütünlüğünün yanı sıra çok keyifli etkinliklerle konaklamayı daha da keyifli hale getirmişler....Servis ve yemeklerin tazeliği ise takdire şayan....Olimpos sevelere bir kere de orda kalmalarını tavsiye ediyorum.....
Burak Özdemir'in yazdığı tüm dinlere özellikle İslamiyete çok insanı bir bakış açısı ile yazılmış sürprizlerle dolu şaşırtıcı ve bir o kadar da çarpıcı bir kitap...Kesinlikle okunmalı....VE HATTA OKUNDUKTAN SONRA BANA YORUM YAZILMALI:))
Muhteşem boğaz manzarası eşliğinde iş çıkışı arkadaşlarınızla hafif bir şeyler yiyip, içki içip, sohbet edebleceğiniz çok nezih bir mekan...Herkese tavsiye ediyorum....
250 gr ıspanak
5 yumurta
2 çorba kaşığı süt
1 çay kaşığı tuz
2 tane kırmızı köz biberi
½ demet dereotu
½ kutu krem peyniri
1 diş sarımsak
12 yaprak marul göbeği
1 adet küp doğranmış domates
1 adet küp doğranmış salatalık
1 adet jülyen doğranmış kırmızı soğanı
12 adet çekirdeği alınmış siyah zeytin
½ su bardağı rende tulum peyniri
½ su bardağı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı hardal
1 limonun suyu
1 çay kaşığı tuz
Taze çekilmiş karabiberi
Hoppala, buyurun buradan yakın... malzemelere bakınca bu işten ne salatası çıkacak şimdi? Of arkadaşlar sormayın, inanın bıktım ben bu deli kadından. Nerede, ne zaman ne yapacağı hiç belli olmuyor. Bakalım yine neler yazmış. Hadi siz okuyup yapa durun, ben şu deliyi biraz adam etmeye çalışacağım.
Hah! Hadi oradan, ben olmasam yazamazın kızım sen bunları. Beni adam etmeye geliyormuş. Yapıyor delilikleri, atıyor üzerime, gelir miyim ben bu oyunlara. Herkes akıllı olmak için çabalarken, benim işim ne onca insanın içinde? Olmayacağım işte akıllı, deli olmayı seviyorum ben, var mı ötesi?
Bakmayın siz bana ve bana. Aldırmayın ben olan bize. Yapın salatanızı yiyin afiyetle :))))
Ispanağımızı robottan geçiriyoruz arkadaşlar. Güzel bir püre oldu. Yumurtalarımızı geniş bir kasede güzelce çırptık ve içine sütümüzle tuzumuzu ekledikten sonra püre yaptığımız ıspanakların suyunu sıkarak, çırpılmış yumurtalarımıza ilave ederek geniş bir tavada omlet olarak her iki yüzünü de kızarttık değil mi? Ay ne de hoş koktu. Aaa aklıma gelmişken listeye yazmadım ama, ıspanağa minik hindistan cevizi yani muskat pek bir yakışır, isterseniz bir çay kaşığı kadar da muskat ekleyerek pişirin omleti. Hani değişiklik olur. Omletimiz soğuyana kadar gelin bakın ne yapacağız...
Köz biberi, dereotunu ve krem peynirini ve sarımsağı roboto koyarak güzel bir karışım yapalım. Hazırlamış olduğumuz bu karışımı omletimize kalın bir katman halinde sürelim ve fazla sıkı olmadan rulo haline getirelim ve bekletelim. Her şey sırayla ama...
Marul yapraklarımızı irice salata kasemizin içine kopararak koyuyor, küp doğranmış olan domates ve salatalığımızı üstüne alıyor, jülyen kırmızı soğanımızı, zeytin taneciklerimizi ve rende tulum peynirimizi de salatamıza ekledikten sonra bir güzel harmanlıyoruz. Hani içine krem peyniri ile sos yapıp sürdüğümüz ve rulo haline getirdiğimiz omletimiz vardı ya... işte o omleti eşit şekilde keserek salatamızın üzerine diziyoruz ve sosluyoruz.
Zeytinyağı, hardal, limon suyu, tuz ve karabiberi karıştırıp salatamızın üzerine gezdirdik mi? olduuuu.... hadi afiyetle!
Çocukluğumun şarkısını buldum internetten; Albano – Romina Power’dan Felicita. Dönüp dolanıyorum evde şarkının notalarına yapışmış, biraz mutfak raflarının üstündeyim, biraz salonun merdiven tırabzanında, biraz da kütüphanenin tepesinde oturmuş pembe çocuk ruhum, bacaklarını sallandırıyor. Bu mutluluk; şarkıdan mı, sevgili sesinden mi, yoksa uçarı ruhumun uçuş halinde olmasından mı? Nedenleri sorgulayacak halde değilim... dolaştığım havalarda mutluyum işte... derken kendimi buzdolabının dondurucu kısmında buldum :))) fazla üşümeden, karıştırayım bakalım neler varmış... iki tane tuzlanmış, pişmeye hazır çipura. Yok sen değilsin pişirmek istediğim. Şu poşette ne var acaba? rengarenk el açması makarna ruloları... ıh ııhh sizi de pişirmek istemiyorum. Kuzu but. Olmaz canım çekmedi. He he he... buldum... biraz milföy hamuru ve karides... inip sebzeliğe bakalım ıspanak var mı? Kanatlarım hafif buzlanmış, biraz çırptım mı dağıldı etrafa kristaller :))) hepsini yaydım tezgaha, uçtum baharat dolabına, bir koklayıp beş hapşırarak buldum arandıklarımı, hepsi hizmete amade... bu güzel lezzeti size de Tavsiye ediyorum dostlar. Bakalım beğenecek misiniz?
12 dilim milföy hamuru (donuk)
1 yumurta sarısı
3 çorba kaşığı süt
½ kg ıspanak
1 kutu krema
1 tatlı kaşığı kereviz tozu
½ kg haşlanmış karides
1 su bardağı rende kaşar peyniri
1 kahve fincanı sıvıyağı
¼ su bardağı süt
1 çay kaşığı muskat
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı taze çekilmiş karabiberi
Milföy hamurlarımızı oda ısısına gelene kadar bekletiyor ve bir su bardağının ağız kısmı ile hamuru kesip, kenarlarına yumurta sarısı ile sütü çırparak sürüyoruz ve orta kısmını da çatal ile sık aralıklarla delerek 180 de önceden ısınmış fırında 25 dakika pişiriyoruz. Pişen hamurun ortası havuz gibi çökük, yanları da kabarmış olmalıdır. İçlerine hazırlayacağımız malzemeyi doldurup tekrar fırınlayacağız çünkü. Kalan hamur parçaları da, kare miniler şeklinde üstlerine sürülen yumurtalı süt ile fırçalanarak fırınlanır. Bu parçalarda kapak olarak kullanılacaklar.
Ispanaklar, hiç yağ konulmadan altı kalın bir tencerede kavrularak öldürülür. Katil olmak için adam öldürmek gerekmiyor gördüğünüz gibi, mutfakta daima cinayet söz konusu. Rahatlıyor insan inanın. Ve derken, krema, kereviz tozu, haşlanmış karides, kaşar peyniri, sıvıyağı, süt, muskat, tuz ve karabiberi eklenerek kısık ateşte yaklaşık 5 dakika pişirilir ve hazırlanan iç malzeme milföy havuzlarına eşit şekilde dağıtılarak, ısıya dayanıklı cam bir tepsi çok hafif yağlanarak doldurulmuş havuzlar dizilir ve kapakları kapatılarak 180 derecede önceden ısınmış fırında 10 - 15 dakika tutularak sıcak olarak servis yapılır.
· Bu yemek, yardımcı yemek olarak sunulur.
· İçki sofralarınızda değişik ve alternatif bir tat olarak beğeni toplamanıza yardım eder.
· Sizi alan yaşadı :))))
Uçacak şarkılarla mutlu olmanız dileğiyle, afiyet olsun.